Özdemir Asaf Sözleri

admin

33

Yok

Özdemir Asaf Sözleri

Özdemir Asaf Cumhuriyet döneminde adından bahsettiren ve döneme damgasını vuran şairlerindendir. 11 Haziran 1923’te Ankara’da dünyaya gelen şair 28 Ocak 1981’de İstanbul’da hayata gözlerini kapatmıştır. Tam adı Halit Özdemir Arun olan Özdemir Asaf şiirleriyle hepimizi onu tanır hale getirmiş ve ölümsüzlüğün çaresini bulmuştur.

1955’te Dünya Kaçtı Gözüme diyen şair 1956’da Sen sen sen, demiş. Aşkı bize öğreten naçizane isimlerden biri olmuştur.

Sevdiğine senin baktığın yönde olurum diyecek kadar naif bir kalbe sahip olan Özdemir Asaf eline kalemi aldığı günden bugüne kadar en çok okunan şairler arasından adını hiç sildirmedi.

Özdemir Asaf’ın sözlerini ve şiirlerinden alıntılarını sizler için derledik.

Keyifli okumalar…

Özdemir Asaf Sözleri

Bir insan bir insanı bir şey görür, bu hayattır. Bir insan bir insanı birçok şey görür, bu sevgidir. Bir insan bir insanı her şey görür, bu aşktır.


Öylesine güzel, seviyorum ki seni. Öylesine saf… Öylesine temiz… Öylesine derin… Ve öylesine değil…


Bazen dayanmaktır sevmek; hayat nereden vurursa vursun ayakta durabilmek… Bazen yaşamaktır sevmek; soluksuz ciğer gibi sevgisiz kalbin duracağını bilmek… Bazen ağırdır sevmek; sevdiğine layık olabilmek… Ve bazen hayattır sevmek; birini çok uzaktayken bile, yüreğinde taşıyabilmek…


Herkes fazlasıyla sevmiş, ben eksikleriyle de sevdim oysa.

Bir kadının alnı dudaklarından daha değerlidir. Çünkü dudaklarından dökülecek olan “seni seviyorum” sözü, önceden alnına yazılmıştır.


Ben sevmekten hiç borçlu çıkmadım.


Benim sevdam ulu çam gibidir. Ne güzde yaprak döker, ne de kışta boyun büker.


Yine de beddua edemem sana; Allah ne mutluluğun varsa versin.


Kim o, deme boşuna… Benim, ben. Öyle bir ben ki gelen kapına; Başdan-başa sen.


Aynı günde dört mevsime şahit olmak gibi bir şey bu. Önce özlüyor, sonra ağlıyor, akşamları küsüyor, geceleri çok seviyorum.


Tek kişilik miydi ki bu şehir, sen gidince bomboş kaldı.


Sana biraz ben kattım öyle sevdim seni, Sen de bensiz çok da güzel değilsin hani.


Ah sana bir sarılsam şimdi, kırılsa yalnızlığımın kemikleri…


Bazı kadınlar makyaj yapmaz, gamzesi vardır. Bazı kadınlar mücevher takmaz, gözleri vardır. Bazı kadınlar söze ihtiyaç duymaz, bakışları vardır. Bazı kadınlar silah kullanmaz, gülüşleri vardır.


Benim en sevdiğim söz, senden duyduğum ben’dir.


Dünyanın en büyük ordusu iki kişidir,
En kalabalık kenti de bir kişi…
Başladığından beri onların bitmez savaşı
Evden eve taşınır durur o bir kişi.


Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep, hep yeniden başlamak isterim.


Bunca boş konuşan insanın arasında dilsiz olmak engel değil, devrimdir.


İnsanın yaşı kaç olursa olsun, ağlarken hep kimsesiz çocuktur.


İnsansız adalet olmaz. Adaletsiz insan olur mu? Olur, olmaz olur mu? Ama, olmaz olsun…


Özgürlüğü elinden alınan çocuğa büyük derler.


Hayattayken insanca yaşamayı unutmayın! Bir bakmışsın saat üç, bir bakmışsın saat hiç.


Ne bileyim; kan davası yerine aşk davası olsa da, herkes birbirini öldüresiye sevse.


Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.


Öğüt; zamanında taze yenmemiş bir ekmeği, başkasına bayat yedirme denemesidir.


Bugüne en uzak gün, dün. (Özdemir Asaf Sözleri)


Dünüyle ünlü insanlar, bugün gün yüzü göremezler.


Evlilik, iki kişilik yalnızlıktır.


Kendi bahçesinde dal olamayanın biri, girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor.


Gerçek değer; gelmesi boşluk dolduran değil, gitmesi boşluk yaratan…


Sustuğunu bilen olgundur, bildiğini susan değil.


Çokça yağmur yağsa, Temizlenir mi şu kirli dünya?


İnsanlar, insanların içinde, insana hasret yaşarlar.


İnsan yorulunca duruyor… Durunca düşünüyor… Düşününce koşuyor. Koşunca yoruluyor… Yorulunca insanlaşıyor. İnsanlaşınca işler karışıyor. Yalnız kalıyor.


Cennet için savaşanlar, cenneti ararken cehennemi yaratanlardır.


Kirli eller daha temiz. Temiz elli kirli gönüllerden.


İkiyüzlünün dilinde tat, kalbinde ise fesat gizlidir.


Güçlü olmanın türlü yolları vardır, dürüst olmanın bir tek.


Biz sadece Allah’a inandık… Gerisi inanılacak gibi değil.


İnsan mı paraya bağlı, para mı insana bağlı? Bu, insana bağlı.


İnsan olmak kuruş ile değil duruş ile ölçülür.


Bütün yaşamöykünü, başkalarının anlatısı olacak kadar ilginç kıl.


Yalan söyleseydim bana incinecekti. Yalan söylemedim. Gitti.


Bir kadının dudaklarında değildir aşk. Bedeninde hiç değildir. Aşk, kadının göz kapaklarındadır. Kadın, göz kapaklarında saklar o adamı. Ne kadar yanarsa yansın canı, ağlayamaz bazen. Sımsıkı yumar gözlerini. Adam hep orda kalır. Kadın, asla bırakmaz adamı. Kadın, asla vazgeçmez ondan.


Yaşam öyküleri, sanıldığınca karışımsız değil, karışımlıdır.


Her bir yaşam öyküsü, öbür yaşamların parçacıklarıyla tamamlanır.


Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de, sana hep hep yeniden başlamak isterim.


Benim söylemek için çırpındığım gecelerde siz yoktunuz.


Neyine bağlandım ki bu kadar. Bana bakmayan gözlerine mi, yoksa benim olmayan kalbine mi?


Aşk görmekten çok özlemeyi sever. Dokunmaktan çok düşlemeyi… Ve aşk öyle haindir ki; Nerde imkânsız varsa gider onu sever.


Gece midir insanı hüzünlendiren, yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen? Gece midir seni bana düşündüren, yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen?


Ben gülüşüne öldüm, o gülüşüme güldü. Farklıydık işte…


Sonra anlatırım ” deyip hiç anlatılmayan hikâyelerim var. Hangileri mi? Sonra anlatırım…


Unutmamak unutmaktan büyük sayılır…  “Hiç unutmuyorum” derler… “Hiç unutamayacağım” derler…  “Unutmam” derler… Ve unuturlar, unuturuz, unutursun… Hatırlamayı bile!


Sen bana bakma ben senin baktığın yerde olurum.


Yaşamak, ilkin sevgi ile sevmek ile başlar, doğumla, doğmakla değil. Yaşam da sevgisizlikle biter, ölümle, ölmekle değil.


Ben ölseydim, o belki ağlardı. Ama o ağlasaydı, ben ölürdüm.


Kaybedeceğini bile bile neden mücadele ediyorsun dedi, öleceğini bile bile yaşadığını unutmuştu o an… Bozmadım.


Beni öyle bir yalana inandır ki, ömrümce sürsün doğruluğu.


Bakarken kıyamamak mı, yoksa baktıkça doyamamak mıdır aşk?


Çünkü gel, Çünkü gelmen gerek, Çünkü gelmezsen, gidecek her şey.


Aşkın içinde en uzun, içtenliklerini en iyi korumasını bilenler kalmıştır.


Hayalleri hep duran bir zamanın içinde yaşamak, sevmek, sevilmek. Hâlbuki zaman durmuyor.


Seni büyük buldum, anladım, seni güzel buldum, korudum, seni küçük buldum, uyardım, seni yakın buldum, uyudum, biri yanlış idi, unuttum.


O merdivenleri bir çıkışım vardı, Sanki aranızdan kaçıyordum.


O beni, ben de onu bekliyordum. Ve hiç konuşmadan bir gün daha sona eriyordu.


Zamanın, ateşin ve ölümün boyası beyaz. Aşkın, yalanın, kinin rengini kırmızı yaz. Düşlerin, sevi’nin ve saygının giysilerini maviye boya. Yoksulluğun, umutsuzluğun ve ayrılık gömleğini kara çiz.


İki seçeneğin var; ya kal, ya gitme!..


Keşke sen ben olsan; Seni sevmenin ne kadar zor olduğunu anlasan… Keşke ben sen olsam; Bu kadar sevilmenin tadını çıkarsam.


Seni saklayacağım inan, Yazdıklarımda, çizdiklerimde, şarkılarımda, sözlerimde. Sen kalacaksın kimse bilmeyecek. Ve kimseler görmeyecek seni, yaşayacaksın gözlerimde.


Ama ne olur sakın bir insanı Gönülce, Gözce, Dilce, Ruhça kırmayın…


Kendimizden bir adadayız. Dört yanımız başkalarından.


Bir seni görsün istiyorsan gözüm, bir beni görmeli gözün.


Sen, pardon siz demeliydim. Siz kaç yüzlüydünüz? Ben yanlışlıkla hanginizi sevdim…


Yanına kadar koştuktan sonra, Bir adım daha atmayacaksan eğer; Oraya kadar sakın koşma, Sana değil, bekleyene yazık olur.


Senden beni çıkarınca nasıl da herkessin!


Bunca vefasızlıktan sonra, bazılarının ederi kalmadı artık gönlümde; kaç’a deseler, hiç’e sayarım.


Kime sorsam “Ben senin mutluluğunu istiyorum” dedi. Ne kastınız vardı mutluluğuma anlamadım gitti.


Mutlu edemeyeceksen, meşgul de etmeyeceksin.


Gelmen bir iyiliktir diyecektim… Kapıyı hep başkaları açtı.


Her korkan kaçmaz. Ama her kaçan, korkaktır.


Unutsun beni demişsin, bu bana imkânsız geliyor. Çünkü unutmam için önce seni hatırlamam gerekiyor.


Kim çıkardı, seninle benim arama koydu, bu umut denen şeyi!


Konuşmak susmanın kokusudur. Ya sus git, ya konuş gel, ortalarda kalma. Yalan korkaklığın tortusudur. Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.    

Özdemir Asaf Sözleri